İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Tazminat hukuku

Kendimi veya başkasını korurken zarar verdim: tazminat ödemem gerekir mi?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Haklı savunmada saldıranın şahsına veya mallarına verilen zarardan sorumluluk doğmaz.
  • Zarar tehlikesinden korunurken başka kişinin malına verilen zararın giderimini hâkim hakkaniyetle belirler.
  • Hakkı kendi gücüyle korumak, ancak kanunda belirtilen dar koşullarda sorumluluğu kaldırır.

Bir zararın meydana gelmesi, tek başına her olayda aynı tazminat sonucunu doğurmaz. Türk Borçlar Kanunu, hukuka aykırılığı kaldıran durumları ve bu durumların sorumluluk bakımından sonuçlarını ayrı maddelerde düzenler. Özellikle korunma amacıyla hareket edildiğinde, haklı savunma ile zorunluluk hâlinin sonuçları karıştırılmamalıdır.

Buradaki açıklama, zararın giderilmesine ilişkin borçlar hukuku kurallarıyla sınırlıdır. Ceza hukuku bakımından yapılacak değerlendirme yerine geçmez. Bir davranışın tazminat yönünden incelenmesinde TBK 63 ve 64’ün kendi koşulları ve farklı sonuçları birlikte okunmalıdır.

Zarar, hukuka aykırılık ve kanuni yetki

TBK 49’un temel kuralına göre kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi, zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı madde, yasaklayıcı özel bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı fiille kasten zarar verilmesini de düzenler. Dolayısıyla değerlendirme yalnız zarar tutarının hesaplanmasından ibaret değildir.

TBK 63’e göre kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan fiil, zarar doğursa bile hukuka aykırı sayılmaz. Yetkinin varlığı kadar sınırlarının içinde kalınıp kalınmadığı da önemlidir. Bir kişinin herhangi bir yetkiye sahip olması, yaptığı bütün müdahaleleri otomatik olarak kapsamaz.

Aynı maddede zarar görenin rızası, daha üstün özel veya kamusal yarar, haklı savunma, belirli koşullarda hakkın kendi gücüyle korunması ve zorunluluk hâlleri de sayılır. Bunların yalnız isimlerini söylemek yeterli değildir. Somut davranışın hangi kategoriye ve hangi koşullarla girdiği açıklanmalıdır.

Bu noktada hukuka aykırılığın bulunmaması ile hiçbir koşulda giderim yükümlülüğü doğmaması aynı önerme değildir. TBK 64, bazı durumlarda sorumluluğu kaldırırken bazı durumlarda hakkaniyet değerlendirmesine yer verir. Bu ayrım, korunma amacıyla yapılan her hareket için tek cevap verilmesini önler.

Haklı savunma ile zarar tehlikesinden korunma

TBK 64’ün ilk fıkrası, haklı savunmada bulunan kişinin saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamayacağını belirtir. Hükmün konusu saldırana verilen zarardır. Zarar gören kişiyle saldıran kişinin aynı olup olmadığı bu nedenle açıkça belirlenmelidir.

Örneğin olayda bir saldırı bulunduğu iddia ediliyorsa saldırının kimden kaynaklandığı, müdahalenin kime yöneldiği ve hangi malın zarar gördüğü ayrı ayrı ortaya konulmalıdır. Bu soruların cevabı bilinmeden yalnız savunma sözcüğüne dayanarak sorumluluğun kalktığı söylenemez. Birden fazla zarar varsa her birinin bağlantısı ayrıca incelenmelidir.

İkinci fıkra farklı bir durumu düzenler. Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer kişinin mallarına zarar verenin giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler. Burada korunacak kişi yalnız zarar verenin kendisi değildir; başka kişiyi koruma da kapsamdadır.

Buna karşılık bu fıkrada zarar verilen konu diğer kişinin malları olarak belirtilmiştir. Hükmü, her türlü kişisel zararı aynı biçimde kapsayan genel bir izin gibi anlatmak doğru değildir. Tehlikenin açıklığı veya yakınlığı ile mala verilen zarar arasındaki ilişki değerlendirilmelidir.

Hakkaniyete göre belirleme, sonucu baştan sabit bir oranla hesaplayabileceğimiz anlamına gelmez. Kanun bu fıkrada otomatik yarı yarıya paylaşım veya her durumda tam sorumsuzluk öngörmez. Hâkimin değerlendirmesini gerektiren bir düzenlemede, önceden kesin ödeme tutarı vaat edilmemelidir.

Hakkı kendi gücüyle korumanın sınırları

TBK 64’ün üçüncü fıkrası, kişinin hakkını kendi gücüyle korumak durumunda kalmasını ele alır. Koşullardan biri, o sırada kolluk yardımının durum ve şartlara göre zamanında sağlanamayacak olmasıdır. Yardım istemenin zahmetli bulunması ile zamanında sağlanamaması aynı şey değildir.

Diğer koşul, hakkın kayba uğramasını veya kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka yol bulunmamasıdır. Kanunda bu koşullar birlikte yer alır. Dolayısıyla sadece kişinin bir hakkının bulunduğunu söylemesi, kendi seçtiği müdahaleyi sorumluluktan kurtarmaz.

Bu hüküm genel bir zor kullanma veya alacağı kendiliğinden tahsil etme yetkisi değildir. Hakkın korunması ihtiyacı, zaman unsuru ve başka yolun bulunmaması birlikte değerlendirilir. Her bir unsurun olay içindeki karşılığı gösterilmeden maddenin sonucu uygulanmış gibi kabul edilmemelidir.

Pratik inceleme için olay sırası kurulabilir: tehlike ne zaman ortaya çıktı, yardım neden zamanında sağlanamadı ve düşünülebilecek başka yol neydi? Bu sorular, hukuk kuralına yeni şart eklemez. Kanundaki koşulların somut olayla karşılaştırılmasını kolaylaştırır.

Müdahale sırasında birden çok kişiye veya mala zarar verilmişse her zarar ayrı gösterilmelidir. Hakkı koruma gerekçesinin bir davranış yönünden tartışılması, aynı olayda meydana gelen bütün zararları otomatik olarak aynı kapsama sokmaz. Zararın kimde ve hangi hareket sonucunda oluştuğu açık tutulmalıdır.

İspat ve tazminat değerlendirmesinde pratik ayrımlar

TBK 50, zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükünü düzenler. Zarar miktarı tam ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak miktarı hakkaniyete uygun belirler. Bu hüküm, her zarar iddiasının belgesiz olarak kabul edileceği anlamına gelmez.

TBK 51, tazminatın kapsamı ve ödeme biçiminde durumun gereğinin ve özellikle kusurun ağırlığının gözetilmesini öngörür. TBK 52 ise zarar görenin davranışının zararın doğmasına veya artmasına etkisi gibi indirim sebeplerini düzenler. Sorumluluğun doğmasıyla miktarın belirlenmesi bu yüzden ayrı aşamalardır.

Dosya hazırlanırken tehlikenin kaynağına ilişkin kayıtlarla zarar tutarına ilişkin kayıtlar ayrılabilir. Fotoğraf, yazışma veya gider belgesinin hangi noktayı açıklamak için sunulduğu belirtilmelidir. Bir eşyanın hasarlı olduğunu gösteren kayıt, tek başına müdahalenin neden zorunlu olduğunu da göstermeyebilir.

Son değerlendirmede önce hangi korunma durumunun ileri sürüldüğü, ardından zarar görenin konumu ve kanuni koşullar ele alınır. Haklı savunmanın saldırana verilen zarar bakımından sonucu ile başka kişinin malına zorunluluk nedeniyle zarar verilmesinin sonucu eşitlenmemelidir. Bu ayrım korunmadan yapılan tutar hesabı, temel sorumluluk sorusunu cevapsız bırakır.

Sık sorulan sorular

Kendimi korumak için hareket ettiğimi söylemem yeterli mi?

Hayır. Davranışın hangi hukuki duruma girdiği belirlenmelidir. Haklı savunma, başka bir zarar tehlikesinden korunma ve hakkı kendi gücüyle koruma farklı kurallara tabidir. Kimin zarar gördüğü ve zarar verilen şeyin saldırana mı başka kişiye mi ait olduğu da önemlidir.

Birini tehlikeden kurtarmak için başkasının eşyasına zarar verirsem hiç ödeme yapmam mı?

TBK 64, açık veya yakın zarar tehlikesinden kendisini ya da başkasını korumak için diğer kişinin malına verilen zararın giderim yükümlülüğünü hâkimin hakkaniyete göre belirleyeceğini söyler. Bu nedenle korunma amacı, her durumda ve otomatik olarak ödeme yükümlülüğünün tamamen kalktığı anlamına gelmez.

Alacağım var diye borçlunun eşyasına müdahale edebilir miyim?

Hakkın bulunduğunu ileri sürmek, kendi gücüyle müdahale için tek başına yeterli değildir. TBK 64’te kolluk yardımının zamanında sağlanamaması ve hakkın kaybını veya kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka yol bulunmaması birlikte aranır. Genel bir zorla tahsil yetkisi verilmiş değildir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Tazminat hukuku

    Üst kattan su sızdı, evim zarar gördü: zararı kim öder, nasıl ispat edilir?

    Üst daireden ya da ortak tesisattan gelen su sızıntısında daire sahibinin, kiracının ve kat maliklerinin sorumluluğu, delil tespiti, arabuluculuk ve zamanaşımı.

    Dayanak: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 4, 18, 19 ve diğer maddeler; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 730; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 50, 69 ve diğer maddeler; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400, 16; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B

  2. Tazminat hukuku

    Hekimin aydınlatma yükümlülüğü: bilgilendirilmeden yapılan müdahalede kim sorumlu?

    Aydınlatılmış onam nedir, hastaya neler anlatılmalı, onam formu yeterli mi ve aydınlatma yapılmadan yapılan tıbbi müdahalede sorumluluk.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502, 506; Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15, 18, 20 ve diğer maddeler

  3. Tazminat hukuku

    Bir işyerinin çalışanı bana zarar verdi: tazminatı işverenden isteyebilir miyim?

    Kurye, usta, şoför ya da garsonun iş sırasında verdiği zarardan işverenin sorumluluğu, özen ispatı, işletme düzeni ve işverenin çalışana rücu hakkı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66, 49, 50 ve diğer maddeler