Delil kaybolmadan nasıl korunur? Dava öncesinde ve sırasında delil tespiti
Kısaca
- Delil tespiti, kaybolabilecek veya gösterilmesi zorlaşabilecek delillerin korunmasını sağlar.
- Dava açıldıktan sonra tespit talebi yalnızca davanın görüldüğü mahkemeye yöneltilir.
- Tespit tutanakları ve raporları asıl davada her iki tarafça da kullanılabilir.
Bir uyuşmazlıkta haklı olduğunu düşünmek ile bunu daha sonra gösterebilmek farklı konulardır. İncelenecek bir şeyin durumu değişebilir; bir tanığın bilgisine zamanında başvurmak gerekebilir. Delil tespiti, gelecekte kullanılacak delilin bugünden toplanmasını sağlayan bir yargısal işlemdir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400–405. maddeleri, hem dava açılmadan önce hem devam eden dava sırasında bu yola başvurulmasını düzenler.
Buradaki amaç, uyuşmazlığın tamamı hakkında hemen karar verilmesi değildir. Belirli bir olayın, yani kanundaki ifadeyle vakıanın, keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi gibi yöntemlerle tespit edilmesidir. Başvurunun kapsamı bu yüzden somut tutulmalıdır: hangi durumun incelenmesi gerektiği ve beklenirse neyin kaybolabileceği açıklanmalıdır.
Başvuruyu gerekli kılan hukuki yarar
Delil tespiti için hukuki yarar gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delil hemen tespit edilmezse kaybolabilecek veya ileride ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşabilecekse bu yarar var sayılır. Sadece bir uyuşmazlığın bulunması, her delilin önceden mahkeme eliyle toplanmasını kendiliğinden haklı kılmaz.
Örneğin incelenecek yerin onarılmasıyla mevcut durumun değişeceği iddia ediliyorsa, başvurunun konusu yalnızca bir zarar bulunduğu iddiası olmamalıdır. Hangi bölümün, hangi özelliklerinin ve neden onarımdan önce incelenmesi gerektiği belirtilmelidir. Bu, varsayımsal bir açıklamadır; her onarım ihtiyacı için tespit kararı verileceği anlamına gelmez.
Delil tespiti, görülmekte olan davada henüz inceleme sırası gelmemiş bir olay için de istenebilir. Böyle bir durumda ihtiyaç, davanın varlığına rağmen delilin normal inceleme zamanına kadar korunamayacak olmasından kaynaklanabilir. Mahkemeye yalnızca incelemenin yararlı olacağı değil, neden şimdi yapılması gerektiği anlatılmalıdır.
Başvuruyu hazırlarken şu noktaları birbirinden ayırmak işlevlidir:
- İleride ispatlanmak istenen somut olay.
- Olayın hangi delille ortaya konulabileceği.
- Delilin kaybolma veya gösterilmesinin zorlaşma ihtimali.
- Bu ihtimali destekleyen mevcut bilgi ve belgeler.
Bu ayrım, bilirkişiye sorulacak soruların da belirginleşmesini sağlar. Bir malın belirli tarihteki fiziksel durumunu inceletmek ile karşı tarafın tüm hukuki sorumluluğunu bilirkişiye belirletmeye çalışmak aynı talep değildir. Dilekçe, istenen incelemenin sınırlarını anlaşılır biçimde ortaya koymalıdır.
Başvurulacak mahkeme ve dilekçenin içeriği
Dava henüz açılmamışsa iki başvuru imkânı düzenlenmiştir. Esas davaya bakacak mahkemeden delil tespiti istenebilir. Ayrıca üzerinde keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu ya da dinlenecek tanığın oturduğu yer sulh mahkemesine başvurulabilir.
Dava açıldıktan sonra kural değişir. Her türlü delil tespiti talebi hakkında yalnızca davanın görülmekte olduğu mahkeme görevli ve yetkilidir. Dolayısıyla dava öncesindeki seçenekler, dava açıldıktan sonra aynı şekilde devam etmez. Başvurunun hangi aşamada yapıldığı ilk olarak belirlenmelidir.
HMK 401, noterlerin vakıa tespitine ilişkin hükümlerini de saklı tutar. Bununla birlikte burada açıklanan yol, mahkemeden istenen delil tespitidir. Ayrıca esas hakkında açılan davada, daha önce delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz veya görevsiz olduğu ileri sürülemez.
Talep dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen olay, tanıklara veya bilirkişilere yöneltilmesi istenen sorular ve delilin kaybolabileceğini ya da gösterilmesinde güçlük çıkacağını düşündüren sebepler yer almalıdır. Aleyhine tespit istenen kişinin adı, soyadı ve adresi de belirtilir.
Durum ve koşullar yüzünden bu kişinin gösterilememesi talebi geçersiz kılmaz. Ancak bu istisna, bilinen bilgilerin gereksiz olduğu anlamına gelmez. Karşı tarafın kimliğinin belirlenememesi ile adresinin araştırılmasına ihtiyaç duyulması gibi farklı sorunlar dilekçede kendi özellikleriyle açıklanmalıdır.
Mahkemenin belirlediği tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz. Bu nedenle yalnızca dilekçe vermekle incelemenin tamamlandığı düşünülmemelidir. Giderin miktarı ve yatırılmasına ilişkin mahkeme bildirimi ayrıca takip edilmelidir; kanunda bütün tespitler için geçerli tek bir bedel belirlenmemiştir.
Karşı tarafa bildirim ve acele inceleme
Talep haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağı, karşı tarafın işlem sırasında hazır bulunabileceği ve varsa itirazlarıyla ilave sorularını bir hafta içinde bildirmesi gerektiği gösterilir. Bu bildirim, karşı tarafın incelemenin kapsamına ilişkin görüşünü sunabilmesini sağlar.
Tespit tamamlandıktan sonra tutanağın ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği de mahkeme tarafından karşı tarafa kendiliğinden tebliğ edilir. Dolayısıyla inceleme öncesindeki bildirim ile inceleme sonrasında raporun gönderilmesi ayrı işlemlerdir. Her belgenin neye ilişkin olduğu dikkatle okunmalıdır.
Hakların korunması bakımından zorunluluk varsa karşı tarafa önceden tebligat yapılmadan da tespit yapılabilir. Bu acele yolun dayanağı HMK 403’tür. Başvurucunun yalnızca işlemin hızlı olmasını istemesi ile hakların korunması için önceden bildirim beklenememesi birbirinden ayrılmalıdır.
Acele tespitten sonra dilekçe, karar, tutanak ve varsa bilirkişi raporu diğer tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf, tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir. Bu süre, tespitin yapıldığı tarihten değil, kanunda belirtilen tebliğden başlar.
Tutanak ve raporun asıl davadaki yeri
Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Taraflardan her biri, iddiasını veya savunmasını ispat etmek için tutanak ve raporlara dayanabilir. Tespiti isteyen kişinin raporu yalnızca kendi kullanımına ayırması söz konusu değildir.
Tespitte hangi delilin kullanılmasına karar verilmişse, o delilin toplanmasına ilişkin hükümler uygulanır. Bilirkişi raporu varsa HMK 281’deki eksik hususların tamamlatılması, belirsizliğin açıklattırılması veya yeni bilirkişi atanmasının istenmesi yolları önem taşır. Bu talepler için raporun tebliğinden itibaren iki haftalık süre düzenlenmiştir.
Talebin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel veya teknik çalışma gerekiyorsa, yine süresi içinde başvurularak ek süre istenebilir. Ek süre, ilk sürenin bitiminden başlar; bir defaya mahsustur ve iki haftayı geçemez. Bu imkân, kendiliğinden süre uzaması değildir.
Delil tespiti kararına itiraz ile bilirkişi raporuna ilişkin açıklama veya tamamlama talebi aynı şey değildir. Birinde tespit kararının koşulları, diğerinde elde edilen teknik incelemenin içeriği tartışılır. Tebliğ edilen belgenin niteliği ve kullanılacak başvuru yolu bu nedenle ayrı değerlendirilmelidir.
Hâkim bilirkişinin görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. İspat yüküne ilişkin kurallar ve karşı tarafın karşı delil sunabilmesi de devam eder. Tespit dosyasının hazırlanmış olması, esas davada hangi talebin hangi olgulara dayandığını açıklama ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Sık sorulan sorular
Henüz dava açmadım; yine de inceleme yaptırabilir miyim?
Evet. HMK 400 ve 401, ileride açılacak davada kullanılacak bir vakıanın tespitini de düzenler. Ancak hukuki yarar bulunmalıdır. Talepte, delilin beklemekle neden kaybolabileceğini veya gösterilmesinin neden önemli ölçüde zorlaşacağını somut biçimde açıklamak gerekir.
Karşı taraf bilinmiyorsa dilekçem geçersiz mi olur?
Her durumda değil. HMK 402, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle aleyhine tespit yapılacak kişinin gösterilememesi hâlinde talebi geçerli sayar. Bu, karşı taraf bilindiği hâlde bilgilerini yazmamakla aynı durum değildir; gösterememe sebebi açıklanmalıdır.
Tespit raporu lehimeyse davayı kesin kazanır mıyım?
Hayır. Tespit, delilin korunmasını ve dosyaya alınmasını sağlar. Asıl davanın tarafları bu tutanak ve raporlara dayanabilir; karşı taraf da iddianın doğru olmadığına ilişkin delil sunabilir. Hâkim bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.