Davadan vazgeçmek ne anlama gelir? Feragat, kabul ve davayı geri alma
Kısaca
- Davadan feragat, davacının talep sonucundan tamamen veya kısmen vazgeçmesidir.
- Feragat ve kabul kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve kayıtsız, şartsız yapılmalıdır.
- Davayı geri almak için davalının açık rızası gerekir ve dava açılmamış sayılır.
Bir hukuk davasını sürdürmek istemeyen kişinin kullandığı ifade, davanın nasıl sonuçlanacağı bakımından önemlidir. Davadan feragat, davayı geri alma ve mahkeme huzurunda sulh aynı işlem değildir. Karşı tarafın onayının gerekip gerekmediği, talep edilen haktan vazgeçilip geçilmediği ve mahkemenin vereceği karar bu ayrımlara bağlıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, davacının talep sonucundan vazgeçmesini feragat olarak adlandırır. Davalının davacının talep sonucuna tamamen veya kısmen katılması ise kabul anlamına gelir. Buradaki talep sonucu, mahkemeden istenen hukuki korumadır; dosyadaki herhangi bir olay anlatımı veya delile ilişkin açıklama ile aynı şey değildir.
Feragat ve kabulün kapsamı
Feragat, davacının talep sonucunun tamamından veya bir kısmından vazgeçmesidir. Kabul ise davalının bu talebe tamamen veya kısmen muvafakat etmesidir. Kabulün hüküm doğurması, davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir dava olmasına bağlıdır; her uyuşmazlıkta tarafların anlaşması tek başına aynı sonucu doğurmaz.
Kısmi feragat veya kabulde kapsam açıkça gösterilmelidir. Birden fazla talep varsa beyanın hangisini ilgilendirdiği, yalnızca bir bölüm söz konusuysa bu bölümün ne olduğu dilekçede veya tutanakta belirgin olmalıdır. Böylece vazgeçilen ya da kabul edilen kısım ile yargılamaya konu olmaya devam eden kısım birbirinden ayrılır.
Feragat ve kabulün hukuki sonuç doğurması, karşı tarafın veya mahkemenin onayına bağlı değildir. Bu özellik, işlemi iki tarafın anlaşmasını gerektiren sulhtan ayırır. Öte yandan onay aranmaması, kanunun şekil ve kapsam kurallarının önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Kanunun 309. maddesinden ilgili hükümler şöyledir:
Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.
Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.
Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Bu son kural nedeniyle bir ödemenin ileride gerçekleşmesi koşuluna bağlanan açıklamayı doğrudan koşulsuz feragat gibi değerlendirmemek gerekir. Tarafların karşılıklı yükümlülükler üzerinde anlaşması amaçlanıyorsa, işlemin sulh niteliği ayrıca ele alınmalıdır. Dilekçenin başlığı kadar, içerdiği irade açıklamasının ne olduğu da açık olmalıdır.
Beyanın şekli, zamanı ve vekilin yetkisi
Feragat ve kabul dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Sözlü açıklamanın kapsamının tutanakta doğru gösterilmesi özellikle kısmi işlemlerde önemlidir. Beyanın hangi davaya ve hangi talep sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmalıdır.
Bu işlemler hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Dolayısıyla mahkemenin bir karar vermiş olması, tek başına feragat veya kabul imkânının sona erdiği anlamına gelmez. Kararın verilmesi ile kesinleşmesi kanunda ayrı aşamalar olarak ele alınmıştır.
Hüküm verildikten sonra feragat veya kabul gerçekleşirse, kanun yoluna başvurulmuş olsa bile dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez. İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi, feragat ya da kabul doğrultusunda ek karar verir. Bu düzenleme, karar sonrasındaki beyanın dosyada nasıl karşılanacağını açıklar.
Dosya temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmişse farklı bir işlem yapılır. Yargıtay temyiz incelemesine girmeden dosyayı, feragat veya kabul hakkında ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Bu nedenle beyanın yapıldığı sırada dosyanın hangi aşamada bulunduğu belirlenmelidir.
İşlem vekil tarafından yapılacaksa yetki ayrıca kontrol edilmelidir. HMK 74, açıkça yetki verilmedikçe vekilin davadan feragat edemeyeceğini ve karşı tarafın davasını kabul edemeyeceğini düzenler. Sulh olmak da aynı maddede açık yetki gerektiren işlemler arasında sayılmıştır.
Yetki incelemesi yalnızca dosyada bir vekâletname bulunup bulunmadığına indirgenemez. Yapılacak işlem için gerekli açık yetkinin bulunması önemlidir. Buradaki özel yetki kuralı, tarafın kendi adına yaptığı açıklama ile vekilin temsil ettiği kişi adına yaptığı açıklamanın ayrı değerlendirilmesini gerektirir.
Kesin hüküm etkisi ve yargılama giderleri
HMK 311 uyarınca feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle feragat, davayı bir süreliğine bekletmek veya yalnızca o günkü duruşmaya devam etmemek olarak anlaşılmamalıdır. Talep sonucundan vazgeçmenin kanunda güçlü bir sonucu vardır.
Kanun, irade bozukluğu hâllerinde feragat ve kabulün iptalinin istenebileceğini de belirtir. İrade bozukluğu, açıklamanın serbest ve sağlıklı biçimde oluşmasına ilişkin bir sorunu ifade eder. Sadece sonradan farklı düşünmek ile böyle bir iptal sebebinin bulunduğunu ileri sürmek aynı değildir; iddianın dayanağı ayrıca ortaya konulmalıdır.
Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. İşlem yalnızca talep sonucunun bir bölümüne ilişkinse gider yükümlülüğü de buna göre belirlenir. Dolayısıyla davayı sona erdiren bir açıklama yapmak, gider meselesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Davalı yönünden kanunda özel bir istisna vardır. Davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş olması ve ilk duruşmada davacının talep sonucunu kabul etmesi birlikte gerçekleşirse giderleri ödemeye mahkûm edilmez. Yalnızca erken kabul edilmiş olması, diğer şart incelenmeden bu istisnanın uygulandığını söylemeye yetmez.
Bu yazıda belirli bir harç veya vekâlet ücreti tutarı verilmemektedir. HMK 312’deki düzenleme, gider yükümlülüğünün kime ait olacağını ve kısmi işlemde nasıl değerlendirileceğini açıklar. Somut dosyada toplam gider hesabı ile bu yükümlülüğün belirlenmesi birbirinden ayrı konulardır.
Davayı geri alma ve mahkeme huzurunda sulh
HMK 123’e göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir. Bu durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Feragatte karşı tarafın onayı aranmazken geri almada açık rıza aranması, iki işlemin temel farklarından biridir.
Geri alma kararının sonucu ile feragatin kesin hüküm benzeri sonucu da aynı değildir. Bu nedenle bir dilekçe hazırlanırken önce amaç belirlenmelidir: Talep sonucundan vazgeçmek mi, davayı geri almak mı, yoksa karşılıklı bir anlaşmayla uyuşmazlığı çözmek mi istenmektedir? Bu soruların cevabı kullanılacak hukuki işlemi etkiler.
Sulh, devam eden davadaki uyuşmazlığı tamamen veya kısmen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapılan sözleşmedir. Yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda yapılabilir. Dava konusu dışındaki hususlar da sulhun kapsamına alınabilir ve sulh şarta bağlı kurulabilir.
Sulh da hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür ve ilgili olduğu davayı sona erdirerek kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterse mahkeme sözleşmeye göre karar verir; istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu veya aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Beyan öncesindeki kontrol, işlem türü, kapsanan talepler, şart bulunup bulunmadığı, dosyanın aşaması ve temsil yetkisi üzerinde yoğunlaşmalıdır. Karşılıklı anlaşmanın içeriği ile mahkemeye sunulan açıklama arasında farklılık bırakılmaması önemlidir. Böylece amaçlanan sonuç ile kullanılan hukuki yolun birbirine uygunluğu değerlendirilebilir.
Sık sorulan sorular
Karşı taraf istemezse davadan feragat edemez miyim?
Feragatin hüküm doğurması karşı tarafın veya mahkemenin onayına bağlı değildir. Buna karşılık davayı geri alma, davalının açık rızasını gerektirir. Dilekçede yalnızca vazgeçme sözcüğünü kullanmak yerine hangi işlemin amaçlandığı ve hangi talepleri kapsadığı açıkça belirtilmelidir.
Mahkeme karar verdikten sonra da feragat veya kabul mümkün mü?
Hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür. Karardan sonra yapılan beyan için kanun ek karar usulü düzenler. Dosya temyiz incelemesine gönderilmişse Yargıtay esası incelemeden dosyayı, bu konuda ek karar verilmesi için hükmü veren mahkemeye gönderir.
Davanın yalnızca bir bölümünden vazgeçebilir miyim?
HMK 307 kısmi feragate izin verir. Ancak vazgeçilen kısmın dilekçede veya duruşma tutanağında açıkça gösterilmesi gerekir. Kısmi feragatte yargılama giderleri de buna göre belirlenir; bütün taleplerden vazgeçilmiş gibi belirsiz bir ifade kullanılmamalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.