İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Borcumu başkası üstlendi: alacaklı artık benden ödeme isteyemez mi?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Borçluyla yapılan üstlenme anlaşması, tek başına alacaklı karşısında borçlunun değiştiğini göstermez.
  • Kefilin ve üçüncü kişi rehin verenin sorumluluğunun devamı için üstlenmeye yazılı rıza gerekir.
  • Borca katılmada eski borçlu borçtan çıkmaz; katılanla birlikte müteselsil sorumluluk devam eder.

Bir borcun başka kişi tarafından üstlenilmesi, günlük dilde borcun devredilmesi şeklinde anlatılabilir. Ancak borçluyla yapılan anlaşma, alacaklının kabulü ve borca yeni bir kişinin katılması farklı hukuki sonuçlar doğurur. Türk Borçlar Kanunu bu ayrımları iç üstlenme, dış üstlenme ve borca katılma başlıklarıyla düzenler.

Temel soru, önceki borçlunun alacaklıya karşı sorumluluğunun sona erip ermediğidir. Yalnız iki kişi arasında yapılan anlaşmanın başlığına bakmak yeterli olmayabilir. Kimin hangi taahhüdü verdiği ve alacaklının bu ilişkiye nasıl dahil olduğu belirlenmelidir.

Borçlu ile üstlenen arasındaki iç anlaşma

TBK 195’e göre borçluyla iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girer. Bunu borcu bizzat yerine getirerek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek sağlayabilir. Dolayısıyla borçluyu kurtarmaya yönelik yükümlülük ile borçlunun gerçekten kurtulması ayrı aşamalardır.

İç anlaşmanın tarafı alacaklı değildir; anlaşma borçlu ile üstlenen arasındadır. Bu ilişkinin kurulması, alacaklının eski borçluya karşı konumunun tek başına değiştiğini göstermemektedir. Alacaklı bakımından sonuç doğuran dış üstlenme kuralları ayrıca incelenmelidir.

Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan kendi borçlarını yerine getirmedikçe diğer taraftan yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez. Örneğin anlaşmada karşılıklı edimler bulunuyorsa bunların içeriği ve yerine getirilip getirilmediği önemlidir. Edim, tarafın üstlendiği ödeme veya davranış anlamında kullanılır.

Borçlu henüz borcundan kurtarılmamışsa diğer taraftan güvence isteyebilir. Bu imkân, yalnız kurtarma sözünün verilmesiyle borçlunun alacaklı karşısındaki riskinin bittiğinin varsayılmasını önler. Güvence talebiyle asıl borcun sona ermesi birbirinden farklı değerlendirmelerdir.

Pratik olarak iç anlaşmada hangi borcun, hangi kapsamda ve nasıl yerine getirileceği açık tutulmalıdır. Birden fazla borç varsa yalnız toplam tutarı yazmak, hangi borç ilişkisine müdahale edildiğini açıklamayabilir. Borcun dayanağı ve üstlenenin taahhüdü ayrı gösterildiğinde alacaklının kabulüyle karşılaştırma yapılabilir.

Alacaklının kabulü ve dış üstlenme

TBK 196, eski borçlunun yerine yenisinin geçmesini ve öncekinin borçtan kurtulmasını, üstlenen ile alacaklı arasındaki sözleşmeye bağlar. Bu sözleşme dış üstlenmedir. İç anlaşmanın yapılmış olmasıyla dış üstlenmenin kurulmuş olması aynı değildir.

İç üstlenme sözleşmesinin üstlenen tarafından veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesi için öneri sayılır. Bildirim, alacaklının kabulüne sunulan aşamadır. Her bildirim kendiliğinden kabul edilmiş bir sözleşme olarak ele alınmamalıdır.

Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Kanun, çekince ileri sürmeden üstlenenin ifasını kabul etmeyi veya onun borçlu sıfatıyla yaptığı başka bir işleme rıza göstermeyi kabul sayar. Bu davranışların gerçekten bulunup bulunmadığı ve hangi sıfatla gerçekleştirildiği incelenmelidir.

TBK 197’ye göre öneri her zaman kabul edilebilir; ancak üstlenen veya önceki borçlu kabul için süre koyabilir. Alacaklı bu sürenin bitimine kadar susarsa öneri reddedilmiş sayılır. Kanun bütün işlemler için sabit bir kabul süresi belirlemez; kararlaştırılan veya bildirilen sürenin ne olduğu araştırılmalıdır.

İlk öneri kabul edilmeden yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapılır ve ikinci üstlenme alacaklıya önerilirse ilk öneriyi yapan bağlılıktan kurtulur. Bu nedenle birden fazla üstlenme girişimi varsa olayların sırası önem taşır. İlk sözleşme, ikinci öneri ve kabul tarihleri birbirinden ayrılmalıdır.

Bağlı haklar, güvenceler ve savunmalar

TBK 198’e göre borçlu değişse de alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olmayan bağlı hakları saklı kalır. Bununla birlikte üçüncü kişi tarafından verilen rehin ve kefalet bakımından özel kural vardır. Rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumluluğu ancak üstlenmeye yazılı rıza göstermeleri hâlinde devam eder.

Bu sebeple eski güvence belgelerinin varlığından hareketle her güvencenin yeni borçlu için de otomatik sürdüğü söylenemez. Borcu üstlenenin kabulü ile kefilin veya rehin verenin yazılı rızası farklı açıklamalardır. Bunlar aynı kişi tarafından verilmiş gibi varsayılmamalıdır.

TBK 199, üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkının yeni borçluya geçmesini düzenler. Buna karşılık önceki borçlunun kişisel savunmaları, dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça yeni borçlu tarafından ileri sürülemez. Borcun kendisine ilişkin savunmayla önceki kişiye özgü savunma ayrılmalıdır.

Yeni borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları da alacaklıya karşı ileri süremez. Böylece borçluyla üstlenenin kendi aralarındaki ilişkinin, alacaklıya karşı ilişkinin yerine geçirilmesi önlenir. Bir ödeme itirazının hangi sözleşmeden kaynaklandığı açıkça belirlenmelidir.

Hükümsüzlük ve borca katılmanın farklı sonucu

TBK 200, dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse eski borcun bütün bağlı borçlarıyla varlığını sürdüreceğini belirtir. İyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklıdır. Bu nedenle hükümsüzlüğün etkisi, üçüncü kişilerin durumu hiç incelenmeden açıklanmamalıdır.

Alacaklı, önceki güvenceyi kaybetmesi veya başka sebeple uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir. Üstlenen, sözleşmenin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zararında kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir. Hükümsüzlük ile zarar hesabı aynı değerlendirme değildir.

TBK 201’deki borca katılmada ise mevcut borçlu çıkarılmaz. Katılan ile alacaklı arasındaki sözleşme, yeni kişinin mevcut borçlunun yanında sorumlu olmasını sağlar. İkisi alacaklıya karşı müteselsilen sorumludur; bu ilişki önceki borçluyu kurtaran dış üstlenme gibi anlatılmamalıdır.

İşlemin sonucu araştırılırken eski borçlunun ayrılması mı, başka bir kişinin onun yanına eklenmesi mi amaçlandığı belirlenmelidir. Belgedeki genel ifadeler yerine tarafların kurduğu ilişkinin içeriği değerlendirilir. Bir kişinin ödeme sözü vermesi, bütün bu işlem türlerinin aynı anda gerçekleştiğini göstermez.

TBK 204, mirasın paylaşılması ve rehinli taşınmazların devrindeki üstlenmeye ilişkin özel hükümleri saklı tutar. Dolayısıyla açıklanan genel kurallar, bu özel işlemlerin bütün ayrıntılarını tek başına çözmez. Borcun niteliği ve üstlenmenin hangi işlem içinde gerçekleştiği ayrıca belirlenmelidir.

Sık sorulan sorular

Bir yakınım borcumu ödeyeceğini söylediğinde borçtan çıkar mıyım?

Borçlu ile üstlenen arasındaki iç anlaşma, alacaklı karşısında borçlunun değişmesiyle aynı değildir. TBK 196’ya göre önceki borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve öncekinin kurtulması, alacaklı ile üstlenen arasında yapılacak sözleşmeyle olur. İç anlaşmanın kapsamı ve alacaklının kabulü ayrı araştırılmalıdır.

Alacaklı hiç cevap vermezse kabul etmiş mi sayılır?

TBK 197’de üstlenenin veya önceki borçlunun kabul için süre koyabileceği düzenlenir. Alacaklı bu sürenin bitimine kadar susarsa öneri reddedilmiş sayılır. Bu durum, TBK 196’da belirtilen davranışlarla örtülü kabulden farklıdır; yalnız sessizlikten her durumda kabul sonucu çıkarılamaz.

Borca katılan olursa önceki borçluya başvuru sona erer mi?

Hayır. TBK 201’de katılan, mevcut borçlunun yanında yer alır. Borca katılan ile borçlu alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olur. Önceki borçluyu çıkaran dış üstlenme ile onun yanına başka sorumlu ekleyen borca katılma aynı işlem değildir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    Zamanaşımı ne zaman kesilir, ne zaman durur?

    Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımını durduran ve kesen hâller, aradaki fark, kesilmeden sonra işleyen yeni süre ve davanın usulden reddinde ek süre.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 153, 154, 155 ve diğer maddeler; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 16, 18/A

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Yanlışlıkla başkasının hesabına para gönderdim: adım adım ne yapmalıyım?

    Yanlış IBAN'a giden parayı geri almak için ilk adımlar: banka kayıtları, yazılı iade talebi, ihtiyati haciz, icra takibi ve hata sonucu ele geçen eşya suçu.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77, 78, 79 ve diğer maddeler; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257, 258, 259 ve diğer maddeler; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 160, 73

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Hâkim tazminatı hangi durumlarda indirir? Zarar görenin kusuru ve hakkaniyet indirimi

    Haksız fiil tazminatında indirim sebepleri: zarar görenin rızası ve kusuru, zararın artmasına katkı, yoksulluğa düşme ve hakkaniyet indirimi.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 50, 51 ve diğer maddeler; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6