Koşullar olağanüstü değişti: sözleşmenin uyarlanması ve ifa imkânsızlığından farkı
Kısaca
- Öngörülemeyen olağanüstü bir durum ifayı borçlu aleyhine aşırı güçleştirirse, borçlu hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını isteyebilir.
- Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak fesih hakkı kullanılır.
- İfa borçlunun sorumlu olmadığı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç kendiliğinden sona erer.
- Aşırı ifa güçlüğü hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.
Sözleşmeler kural olarak yapıldıkları gibi uygulanır. Taraflardan biri sonradan işin kendisi için kârlı olmadığını anlasa da sözleşmeyle bağlıdır. Ancak bazen sözleşme kurulduktan sonra kimsenin beklemediği bir olay dengeyi tamamen bozar ya da ifayı hiç mümkün olmaktan çıkarır. Türk Borçlar Kanunu bu iki durumu ayrı ayrı düzenler: aşırı ifa güçlüğü (m. 138) ve ifa imkânsızlığı (m. 136).
Aşırı ifa güçlüğünün şartları
Aşırı ifa güçlüğünde borç hâlâ yerine getirilebilir; ama sözleşmedeki denge, borçluyu o hâliyle ifaya zorlamanın hakkaniyete aykırı olacağı kadar bozulmuştur. Kanun, uyarlama istenebilmesi için şu şartları arar:
- Sözleşme yapılırken taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmalıdır.
- Bu durum borçludan kaynaklanmayan bir sebeple doğmalıdır.
- Durum, sözleşme yapılırken mevcut olguları, borçludan ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşürecek ölçüde borçlu aleyhine değiştirmelidir.
- Borçlu borcunu henüz ifa etmemiş olmalı ya da ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.
Sonradan ortaya çıkan her zorluk bu kapsama girmez. Ham madde fiyatlarındaki olağan dalgalanmalar ya da piyasa riskinin bilinen bir parçası olan değişiklikler, ticari hayatın sıradan riskleri arasında sayılabilir. Olağanüstülük ve öngörülemezlik şartlarının her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bir örnekle açıklamak gerekirse, bir yüklenici iki yıl sürecek bir inşaat için sabit fiyatla anlaşmış olsun. Sözleşmeden sonra hiç beklenmeyen bir olay yüzünden temel malzemelerin fiyatı birkaç katına çıkarsa ve bu artış sözleşmede öngörülen her riskin çok ötesindeyse, yükleniciyi aynı fiyatla işi bitirmeye zorlamak dürüstlük kuralına aykırı düşebilir. Buna karşılık yüklenicinin kendi gecikmesi yüzünden işin pahalı bir döneme kalması, borçludan kaynaklanan bir sebep olduğu için bu kapsama girmez.
Uyarlama, dönme ve fesih
Şartlar gerçekleşmişse borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Uyarlamada sözleşme ayakta kalır; bedel, teslim süresi ya da başka bir şart değişen koşullara göre yeniden belirlenir.
Hâkim uyarlama yaparken sözleşmeyi baştan yazmaz; değişen koşulların yarattığı yükü taraflar arasında hakkaniyete uygun biçimde dağıtmaya çalışır. Olağanüstü durumun bütün sonucunu yalnızca bir tarafa yüklemek de, bütün riski karşı tarafa aktarmak da bu amaçla bağdaşmaz.
Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönebilir. Dönmede sözleşme ortadan kalkar ve taraflar aldıklarını iade eder. Kira, hizmet ya da abonelik gibi sürekli edimli sözleşmelerde ise borçlu, kural olarak dönme yerine fesih hakkını kullanır; sözleşme ileriye dönük olarak sona erer.
Kanun bu hükmün yabancı para borçlarında da uygulanacağını açıkça belirtir. Döviz cinsinden yapılmış sözleşmelerde kurdaki olağanüstü değişiklikler de aynı şartlar çerçevesinde değerlendirilebilir.
Borçlu borcunu ödemek zorunda kalıyorsa, ödemeyi aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tuttuğunu belirterek yapmalıdır. Çekincesiz yapılan ifadan sonra uyarlama istemek mümkün olmayabilir.
Uygulamada izlenecek yol kabaca şöyledir:
- Olağanüstü durumu ve sözleşme dengesine etkisini gösteren belgeleri toplamak: fiyat endeksleri, tedarikçi yazışmaları, maliyet hesapları.
- Karşı tarafa durumu bildirmek ve sözleşmenin yeniden düzenlenmesi için görüşme önermek. Tarafların kendi aralarında anlaşması her zaman mümkündür.
- Ödeme ya da teslim yapılacaksa bunu çekinceyle yapmak.
- Anlaşma sağlanamazsa mahkemeden uyarlama, bu mümkün değilse dönme ya da fesih istemek.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin belirlenmesi için kanunda ayrıca özel kurallar bulunur; bu konu kira tespit davası kapsamında değerlendirilir.
İfa imkânsızlığı: borcun sona ermesi
İfa imkânsızlığında ise borç artık hiç yerine getirilemez. Satılan tek ve eşi olmayan bir tablo yangında yok olmuşsa, satıcı ne kadar isterse istesin onu teslim edemez. İmkânsızlık fiilî olabileceği gibi hukuki de olabilir; ifanın sonradan çıkan bir yasakla engellenmesi gibi.
Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer. Bunun karşılıklı sözleşmelerdeki sonuçları şöyledir:
- Borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir.
- Henüz kendisine ifa edilmemiş karşı edimi isteme hakkını kaybeder.
- Kanun ya da sözleşme gereği hasarın ifadan önce alacaklıya geçtiği durumlar bu kuralın dışındadır.
Borçlu, ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeden bildirmeli ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almalıdır. Bunu yapmazsa doğan zararlardan sorumlu olur.
İmkânsızlık borcun yalnızca bir kısmını etkiliyorsa, borçlu kural olarak yalnızca o kısımdan kurtulur. Ancak kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi tarafların sözleşmeyi yapmayacakları açıkça anlaşılıyorsa borcun tamamı sona erer.
İmkânsızlığa borçlunun kendisi sebep olmuşsa borç bu şekilde sona ermez. Bu durumda borca aykırılık hükümleri uygulanır ve borçlu, kusursuzluğunu ispat edemezse alacaklının zararını gidermek zorundadır.
İki kurum arasındaki temel farklar
Aşırı ifa güçlüğü ile ifa imkânsızlığı sık karıştırılır. Aynı olay, bir sözleşmede yalnızca maliyeti artırırken başka bir sözleşmede ifayı tamamen engelleyebilir; bu yüzden değerlendirme her sözleşme için ayrı yapılır. Farkları kısaca şöyle sıralanabilir:
- Aşırı ifa güçlüğünde ifa mümkündür ama aşırı ölçüde güçleşmiştir; imkânsızlıkta ifa hiç mümkün değildir.
- Aşırı ifa güçlüğünde borç kendiliğinden sona ermez; borçlunun hâkimden uyarlama istemesi ya da dönme veya fesih hakkını kullanması gerekir. İmkânsızlıkta ise borç kendiliğinden sona erer.
- Aşırı ifa güçlüğünün öncelikli sonucu, sözleşmenin ayakta tutularak yeni koşullara uyarlanmasıdır.
Hangi kurumun uygulanacağı, olayın borçlu açısından ifayı gerçekten imkânsız mı yoksa yalnızca aşırı külfetli mi kıldığına bağlıdır. Bu ayrım, alacaklının hangi talepte bulunabileceğini de belirler.
Sık sorulan sorular
Fiyatların arttığını söyleyerek sözleşmeyi uyarlatabilir miyim?
Olağan fiyat dalgalanmaları ve sözleşme yapılırken öngörülebilecek artışlar yeterli değildir. Değişikliğin, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumdan kaynaklanması ve ifayı istemeyi dürüstlük kurallarına aykırı kılacak ölçüde borçlu aleyhine olması gerekir.
Borcumu zaten ödedim. Yine de uyarlama isteyebilir miyim?
Borcunu ifa etmiş olan borçlu, ancak ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa ettiyse uyarlama isteyebilir. Bu yüzden ifa etmek zorunda kalıyorsanız, ödemeyi bu haklarınızı saklı tuttuğunuzu belirten bir çekinceyle yapmanız önemlidir.
Döviz cinsinden borçlarda da bu kural uygulanır mı?
Evet. Kanun, aşırı ifa güçlüğü hükmünün yabancı para borçlarında da uygulanacağını açıkça belirtir. Ancak kurdaki her artış uyarlama sebebi değildir; maddedeki diğer şartların da bulunması gerekir.
İmkânsızlık benim yüzümden doğduysa ne olur?
Borcun sona ermesi kuralı, yalnızca borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle ortaya çıkan imkânsızlık için geçerlidir. İmkânsızlık borçludan kaynaklanıyorsa borca aykırılık söz konusudur; borçlu kusursuzluğunu ispat edemezse alacaklının zararını gidermek zorunda kalır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.