Borcumu yerine getirmek istiyorum ama alacaklı kabul etmiyor: ne yapılabilir?
Kısaca
- Alacaklının temerrüdü için borcun gereği gibi sunulması ve haklı neden olmadan kabul edilmemesi gerekir.
- Teslim borcunda kanuni koşullarla tevdi, borçtan kurtulmayı sağlayabilir; yalnız hazır olmak yeterli değildir.
- Tevdi edilen şey geri alınırsa alacak, yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.
Borç ilişkilerinde sorun her zaman borçlunun ödemek istememesi değildir. Bazen borçlu teslim veya ödeme yapmak isterken alacaklı bunu kabul etmez ya da kendisine düşen hazırlığı yapmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 106–111. maddeleri, alacaklıdan kaynaklanan bu tür engeller karşısında uygulanabilecek temel kuralları düzenler.
Hukuk dilindeki ifa, borcun yerine getirilmesidir. Alacaklının temerrüdü ise kanundaki koşullarla, gereği gibi önerilen edimin kabul edilmemesi veya ifa için gereken hazırlığın yapılmamasıdır. Bu kavram, borçlunun borcunu zamanında yerine getirmemesiyle aynı anlama gelmez; kimin hangi davranışının engel oluşturduğu belirlenmelidir.
Gereği gibi sunulan edim ve kabulden kaçınma
TBK 106, yapma veya verme ediminin alacaklıya gereği gibi önerilmesini arar. Edim, sözleşmede üstlenilen davranışı veya teslimi ifade eder. Borçlunun yalnız kendi istediği biçimde bir teklif yapması, kanundaki koşulun sağlandığını göstermeyebilir; teklifin mevcut borca uygunluğu incelenmelidir.
Alacaklının kabulden kaçınması da tek başına yeterli değildir. Bunun haklı bir sebebe dayanmaması gerekir. Bu nedenle eksik, yanlış veya sözleşmeye uygunluğu tartışmalı bir teslim önerisi ile gereği gibi sunulmuş bir edimin reddi aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Maddede ikinci bir ihtimal daha vardır: alacaklının, borçlunun borcu yerine getirebilmesi için yapması gereken hazırlık davranışlarından kaçınması. Böylece düzenleme yalnız teslim anında açıkça ret cevabı verilmesiyle sınırlı değildir. Alacaklıya düşen hazırlığın ne olduğu ve yapılmamasının ifayı nasıl engellediği somutlaştırılmalıdır.
Örneğin tarafların yükümlülüklerini belirleyen sözleşme, teslim teklifine ilişkin yazışmalar ve alacaklının verdiği cevap birlikte incelenebilir. Bunlar herhangi bir uyuşmazlıkta kendiliğinden yeterli ispat oluşturdukları için değil, teklif ile ret nedenini ayırmaya yardım ettikleri için önemlidir. Tarih, teslim konusu ve ileri sürülen engel açıkça kaydedilmelidir.
TBK 106, alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşmesi hâlinde diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olacağını düzenler. Bu kural, aynı borç bakımından birden fazla kişinin birlikte sorumluluğuna ilişkindir. Birbirinden bağımsız borçları olan herkesin otomatik biçimde aynı sonuçtan yararlanacağı anlamına gelmez.
Teslim edilecek şeyin tevdi edilmesi
TBK 107’ye göre alacaklının temerrüdünde borçlu, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi, burada kanunun öngördüğü biçimde bir yere bırakma işlemidir. Hasar ve giderlerin alacaklıya ait olması da aynı maddede düzenlenmiştir.
Genel kural olarak tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler. Bu nedenle teslim konusu eşyayı borçlunun kendi seçtiği herhangi bir adrese bırakması, otomatik olarak bu madde kapsamındaki sonucu doğurmaz. Eşyanın fiziksel olarak elden çıkmasıyla hukuken uygun tevdi yapılması birbirinden ayrılmalıdır.
Ticari mallar bakımından özel bir hüküm bulunur: bunlar hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir. Ardiye, malın saklanmasına yönelik depolama yerini ifade eder. Kanunun ticari mallara ilişkin bu özel hükmü, bütün teslim borçlarında hâkim kararının gereksiz olduğu şeklinde genişletilmemelidir.
Tevdi konusu, miktarı, bırakıldığı yer ve tarih belgelenmelidir. Birden fazla teslim veya taksit bulunuyorsa, işlemin hangi borç bölümüne ilişkin olduğu da açıklanmalıdır. Bu ayrım, belirli bir teslimin yapılmış olmasından bütün sözleşme borçlarının sona erdiği gibi yanlış bir sonuç çıkarılmasını önler.
Tevdi yapılması gerektiği düşünüldüğünde önce alacaklının temerrüdünün koşulları değerlendirilir. Kanundaki bu yol, şartları araştırılmadan borçlunun tek taraflı seçtiği her çözümü geçerli kılan bir yöntem değildir. Borcun konusu ile uygulanacak işlem arasında uygunluk bulunmalıdır.
Bozulabilecek mallarda satış ve bedelin tevdi edilmesi
Bazı malların uzun süre saklanması uygun olmayabilir. TBK 108, eşyanın niteliği veya işin özelliği tevdiye uygun değilse, eşya bozulabilecek durumdaysa ya da bakım, koruma veya tevdi önemli gider gerektiriyorsa satış yolunu düzenler. Buradaki nedenler, teslim konusunun özellikleriyle bağlantılıdır.
Genel usulde borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunmak koşuluyla hâkimin iznini alır. Mal açık artırma yoluyla sattırılır ve bedeli tevdi edilir. Dolayısıyla alacaklının kabul etmemesi, borçluya malı dilediği fiyattan satıp bedelini kendisinde tutma yetkisi vermez.
Kanun bazı mallar için daha esnek bir usul öngörür. Mal borsada kayıtlıysa, piyasa fiyatı varsa veya yapılacak gidere göre değeri azsa, satışın açık artırmayla yapılması zorunlu değildir. Ayrıca hâkim, alacaklıya önceden ihtarda bulunma koşulunu aramadan satışa izin verebilir.
Bu istisnada da satış izni ile satış yönteminin birbirinden ayrılması gerekir. Açık artırmanın zorunlu olmaması, hâkimin iznine ilişkin düzenlemenin ortadan kalktığını göstermez. Somut malın hangi istisnaya girdiği açıklanmadan genel usulün atlanabileceği söylenmemelidir.
Geri alma, diğer borçlar ve kişisel engeller
TBK 109, tevdi edilen şeyin geri alınmasını düzenler. Alacaklı onu kabul ettiğini açıklamamışsa ve tevdi bir rehnin ortadan kalkmasına yol açmamışsa borçlu geri alabilir. Bu iki sınırın bulunup bulunmadığı incelenmeden geri alma imkânı hakkında kesin konuşulmamalıdır.
Geri almanın önemli sonucu vardır: şey geri alındığı anda alacak bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür. Bu nedenle borçlu, tevdi edilen şeyi geri alıp buna rağmen önceki tevdiye dayanarak borcun kesin olarak sona erdiğini varsaymamalıdır. İlk tevdi ve sonraki geri alma birlikte değerlendirilir.
Borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa TBK 110 uygulanabilecek farklı yolu gösterir. Alacaklının temerrüdü durumunda borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümler uyarınca sözleşmeden dönebilir. Bu atıf nedeniyle, her yapma borcunda herhangi bir ek değerlendirme olmadan hemen dönülebileceği söylenemez.
TBK 111 ise borçlunun kusuru olmadan alacağın sahibinde veya alacaklının kimliğinde belirsizlik bulunmasını ele alır. Alacaklıdan kaynaklanan başka kişisel sebeplerle borcun alacaklıya veya temsilcisine ifa edilememesi de kapsamdadır. Koşulları gerçekleştiğinde borçlu, alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi veya sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir; hangi yolun uygun olduğu borcun niteliğiyle birlikte belirlenir.
Sık sorulan sorular
Alacaklı kabul etmedi diye borç kendiliğinden biter mi?
Hayır. Kanun, gerekli koşullarda teslim edilecek şeyin tevdi edilmesi gibi borçtan kurtulmayı sağlayabilecek yollar düzenler. Alacaklının kabulden kaçınması ile bu yolların usulüne uygun uygulanması ayrı aşamalardır. Sadece ödeme veya teslim için hazır olunduğunu söylemek, borcun sona erdiği sonucunu vermez.
Teslim edeceğim mal bozulacaksa hemen kendim satabilir miyim?
TBK 108’in genel kuralında alacaklıya önceden ihtar ve hâkimin izniyle açık artırma yoluyla satış öngörülür; satış bedeli tevdi edilir. Borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallar ile giderine göre değeri az olan mallar için özel kolaylık vardır. Bu kolaylık da hâkimin iznini ortadan kaldırmaz.
Alacağı iki ayrı kişi istiyorsa birini seçip ödemem yeterli mi?
Alacağın kime ait olduğu veya alacaklının kimliği konusunda borçlunun kusuru olmadan doğan belirsizlik, TBK 111 kapsamında ayrıca incelenir. Koşulları varsa tevdi ya da sözleşmeden dönme yolu kullanılabilir. Maddenin varlığı, rastgele bir kişiye yapılan ödemenin borçluyu mutlaka kurtaracağı anlamına gelmez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.