İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Alacağın devri için borçlunun izni gerekir mi?

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacak, borçlunun rızası aranmadan devredilebilir.
  • Sözleşmeyle yapılan alacak devrinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
  • Devir bildirilmemişse borçlu, önceki alacaklıya iyiniyetle ödeme yaparak borcundan kurtulur.
  • Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir.

Alacağın devri, alacaklı tarafın değişmesine ilişkin bir işlemdir. Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesi, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızasını aramadan alacağını üçüncü kişiye devredebileceğini düzenler. Ancak her alacağın hiçbir koşul aranmadan devredilebildiği veya borçlunun mevcut savunmalarının sona erdiği sonucu buradan çıkarılamaz.

Devirde önce alacağın konusu, hangi ilişkiden doğduğu ve devre engel bulunup bulunmadığı incelenir. Daha sonra şekil, borçluya bildirim ve belgelerin teslimi değerlendirilir. Borçlu bakımından da kime ödeme yapılacağı ve önceki alacaklıya karşı sahip olduğu savunmaların durumu önem taşır. Bu başlıkların her biri farklı kanun hükümlerinde düzenlenmiştir.

Devrin yapılması ve yazılı şekil

Sözleşmeyle yapılan alacak devrinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Alacağın devri sözü verme ise aynı şekil şartına tabi değildir. Bu nedenle bir kişinin ileride alacağını devretmeyi söylemesiyle devrin tamamlanmış olması birbirinden ayrılmalıdır. Belgenin yalnızca başlığı değil, tarafların hangi işlemi gerçekleştirdiği de incelenmelidir.

6098 sayılı Kanun’un 183. maddesinden:

Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.

6098 sayılı Kanun’un 184. maddesinden:

Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.

6098 sayılı Kanun’un 185. maddesinden:

Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.

Kanun veya mahkeme kararı gereği gerçekleşen devirde farklı bir düzenleme vardır. Bu durumda özel şekil ve önceki alacaklının rıza açıklaması aranmadan devir üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Ayrıca bazı haklara özgü devir hükümleri 194. maddeyle saklı tutulmuştur. Genel hükümler okunurken alacağın özel düzenlemeye tabi olup olmadığı da araştırılmalıdır.

Borçluya bildirim ve ödemenin yönü

Alacağın devredildiğinin borçluya bildirilmesi, özellikle ödemenin kime yapılacağı yönünden önem taşır. Borçluya bildirim yapılmamış olması ile devrin hiç gerçekleşmemiş olması aynı konu değildir. Kanun, bildirimden habersiz borçlunun iyiniyetli ifasını ayrıca korur. İfa, borcun yerine getirilmesidir; para borcunda ödeme bunun bir örneğidir.

6098 sayılı Kanun’un 186. maddesinden:

Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.

6098 sayılı Kanun’un 187. maddesinden:

Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir.

Birden fazla kişinin aynı alacağı istemesi halinde kime ödeme yapılacağı çekişmeli olabilir. 187. madde, borçlunun ifadan kaçınması ve hâkimin belirleyeceği yere tevdi yoluyla borçtan kurtulmasını düzenler. Tevdi, edimin belirlenen yere bırakılmasıdır. Bu hüküm, borçlunun kendi seçtiği herhangi bir yere ödeme yaparak her durumda borçtan kurtulacağı anlamına gelmez.

Çekişmenin bilindiği halde ödeme yapılması halinde kanun doğacak sonuçlardan sorumluluğu öngörür. Dolayısıyla yalnızca ödeme isteyen kişinin beyanına dayanılmamalı; devir belgesi, bildirim ve alacağın kime ait olduğu hakkındaki uyuşmazlık birlikte değerlendirilmelidir. Bildirimin tarihi, önceki alacaklıya yapılan ödeme varsa bu ödemenin tarihiyle karşılaştırılmalıdır.

Borçlunun savunmaları ve geçen haklar

Alacaklı değişikliği, borçlunun devri öğrendiği sırada sahip olduğu savunmaları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kanun bunların yeni alacaklıya karşı da ileri sürülmesini düzenler. Bu yüzden devralanın talebini incelerken yalnızca devir sözleşmesine değil, alacağın doğduğu temel ilişkiye de bakılır. Borcun daha önce ödenmiş olması gibi iddiaların ilgili belgelerle gösterilmesi önemlidir.

6098 sayılı Kanun’un 188. maddesinden:

Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir.

6098 sayılı Kanun’un 189. maddesinden:

Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.

6098 sayılı Kanun’un 190. maddesinden:

Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.

Öncelik ve bağlı haklarda devredenin kişiliğine özgü olanlar ayrılır. İşlemiş faizlerin de asıl alacakla birlikte devredilmiş sayılması, devrin kapsamı incelenirken göz önünde tutulmalıdır. Devredenin belge ve bilgi verme yükümlülüğü, devralanın alacağı ileri sürebilmesini destekler. Eksik bir dosyanın teslimiyle hukuki ilişkinin bütün ayrıntılarının kendiliğinden bilindiği varsayılmamalıdır.

Devredenin garantisi ve karşılıksız devir

Alacağın bir karşılık alınarak devri ile karşılıksız devir aynı sorumluluk düzenine tabi değildir. 191. madde karşılık alınan devirde, devir anındaki alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü bakımından garanti öngörür. Bu garanti, borçlunun asıl borcuyla devredenin kendi sorumluluğunu birbirinden ayırmayı gerektirir.

6098 sayılı Kanun’un 191. maddesinden:

Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

6098 sayılı Kanun’un 193. maddesinden:

Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini. 2. Devrin sebep olduğu giderleri. 3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri. 4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını.

Devralanın hangi istemleri ileri sürebileceği, devredenin garantiyle yükümlü olup olmadığına göre değerlendirilir. Her devir için aynı tazminat sonucunu kabul etmek doğru değildir. Devir karşılığı ödenen bedel, yapılan giderler ve alacağı tahsil girişimleri ayrı belgelenmelidir. Tarafların işlemi hangi amaçla yaptığı ve varsa özel hükümler, genel kurallarla birlikte incelenmelidir.

Sık sorulan sorular

Borçlunun rızası her zaman gerekir mi?
  1. maddeye göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça borçlunun rızası aranmaz. Önce bu engellerin bulunup bulunmadığı incelenir.
Devir sözlü yapılabilir mi?

Sözleşmeyle alacak devrinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Devir sözü verme ile kanuni veya yargısal devir ayrı düzenlenmiştir.

Eski alacaklıya ödeme geçerli olabilir mi?

Devir bildirilmemişse borçlu, 186. maddedeki koşullarla önceki alacaklıya iyiniyetle ifa ederek borçtan kurtulabilir.

Savunmalarım yeni alacaklıya karşı kullanılabilir mi?

Devri öğrendiğiniz sırada devredene karşı sahip olduğunuz savunmalar, 188. madde uyarınca devralana karşı da ileri sürülebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    İkinci el aldığım mal ayıplı çıktı: satıcı tüketici değilse haklarım ve süreler

    İki kişi arasındaki satışta ayıplı mal: gözden geçirme ve ihbar, gördüm beğendim kaydı, dönme, indirim, onarım ve değişim hakları ile iki yıllık zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 219, 221–222, 223 ve diğer maddeler; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Borç para verdim: faiz isteyebilir miyim, parayı ne zaman ve nasıl geri isterim?

    Tüketim ödüncü sözleşmesi, faizin kararlaştırılması ve sınırları, bileşik faiz yasağı, geri isteme süresi, temerrüt faizi, ispat ve zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 386, 387–388, 389–391 ve diğer maddeler; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1–2; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200, 202; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ek m. 1

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Usta ya da tamircinin yaptığı iş kusurlu çıktı: ayıbı nasıl bildirirsiniz, haklarınız neler?

    Eser sözleşmesinde ayıplı iş: teslimde gözden geçirme ve bildirim, onarım, bedel indirimi ve dönme hakları, kabulün sonuçları ve zamanaşımı süreleri.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470, 472, 473 ve diğer maddeler; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 13