İçeriğe geç
Av. Onur Doğan Kayseri Barosu

Borçlar ve sözleşmeler

Adi ortaklık: şirket kurmadan ortak iş yapanların hakları, borçları ve ortaklığın sona ermesi

tarihinde yayımlandı. Yaklaşık 5 dakikalık okuma.

Kısaca

  • İki ya da daha fazla kişi emeğini ve malını ortak bir amaç için birleştirdiğinde, şirket kurmasalar da adi ortaklık doğar.
  • Sözleşmede aksi yazmıyorsa her ortağın kâr ve zarardaki payı, koyduğu katkıya bakılmaksızın eşittir.
  • Aksi kararlaştırılmamışsa ortaklar, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan müteselsilen sorumludur.
  • Belirsiz süreli ortaklıkta her ortak altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir; bildirim hesap yılı sonunda hüküm doğurur.

İki arkadaş birlikte bir kafe açar; biri sermayeyi, öbürü emeğini koyar. Üç kardeş ortak arsaya ev yapmak için birleşir. İki müteahhit bir ihaleye birlikte girer. Hiçbiri şirket kurmamıştır ama kanun gözünde aralarında bir ortaklık vardır: adi ortaklık.

Adi ortaklık nedir, nasıl kurulur?

Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca ulaşmak için birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Kanun bir adım daha atar: Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların (anonim ya da limited şirket gibi) ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa adi ortaklık sayılır. Yani tescil edilmemiş her ortak girişim, kural olarak bu hükümlere tabidir.

Kanun adi ortaklık için özel bir şekil öngörmez; sözlü anlaşma da ortaklığı kurar. Yine de katkıların, kâr paylarının ve yetkilerin yazılı olarak belirlenmesi, ileride çıkacak anlaşmazlıklarda en güçlü dayanaktır. Ortaklığa bir taşınmaz getirilecekse, tapudaki devir işlemleri ayrıca yapılmalıdır.

Ortaklık için edinilen mallar, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde bütün ortaklara elbirliği hâlinde aittir. Elbirliği mülkiyeti, ortakların mal üzerinde ayrı ayrı pay sahibi olmadığı, birlikte hareket etmek zorunda oldukları bir mülkiyet türüdür.

Katkı, kâr ve zararın paylaşılması

Her ortak ortaklığa bir katılım payı koymak zorundadır. Bu pay para, alacak, başka bir mal ya da emek olabilir. Sözleşmede aksi yazmıyorsa katılım paylarının ortaklığın amacına uygun nitelikte ve birbirine eşit olması gerekir.

Kâr ve zarar paylaşımında kanunun kuralı, çoğu kişinin beklediğinden farklıdır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kâr ve zarardaki payı, koyduğu katkının değerine bakılmaksızın eşittir. Sermayenin büyük kısmını koyan ortak daha fazla pay istiyorsa, bunu sözleşmede açıkça belirtmelidir.

Sözleşmede yalnızca kâr ya da yalnızca zarar payı belirlenmişse, bu oran diğeri için de geçerli sayılır. Bir ortağın zarara katılmadan yalnız kâra katılacağına ilişkin anlaşma ise ancak katılım payı olarak sadece emeğini koyan ortak için geçerlidir.

Yönetim, kararlar ve ortaklar arasındaki borçlar

Ortaklığın kararları, sözleşmede başka türlü belirlenmemişse bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede oy çokluğu öngörülmüşse çoğunluk, ortak sayısına göre hesaplanır. Yönetim belli ortaklara ya da üçüncü bir kişiye bırakılmamışsa, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.

Ortakların birbirine karşı başlıca yükümlülükleri şunlardır:

  • Ortaklığın amacını engelleyecek ya da ona zarar verecek işler yapmamak,
  • Ortaklık işlerinde kendi işlerinde gösterdiği çaba ve özeni göstermek,
  • Kendi kusuruyla verdiği zararı gidermek.

Ortaklık işleri için gider yapan ya da borç üstlenen ortağa karşı diğer ortaklar sorumludur. Ortaklığa avans veren ortak, verdiği günden itibaren faiz isteyebilir.

Yönetici ortaklar yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ödemekle yükümlüdür. Yönetim yetkisi olmayan ortak da ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defter ve kayıtları inceleme, bunlardan örnek alma ve mali durum hakkında özet çıkarma hakkına sahiptir. Bu hakları kısıtlayan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

Ortaklığa yeni bir ortak alınması bütün ortakların rızasına bağlıdır. Ortaklardan biri payını tek başına bir üçüncü kişiye devrederse, o kişi ortak sıfatını kazanamaz.

Üçüncü kişilere karşı sorumluluk

Uygulamada en çok sorun çıkaran konu budur. Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişiyle işlem yapan ortak, o kişiye karşı bizzat alacaklı ve borçlu olur. Ortaklık ya da bütün ortaklar adına işlem yapılmışsa, diğer ortaklar temsil kurallarına göre bağlanır.

Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi olduğu varsayılır. Ancak önemli tasarruf işlemleri için bu yetkinin bütün ortakların oybirliğiyle verilmesi ve yetki belgesinde açıkça yazılması gerekir.

Ortaklar, ortaklık ilişkisi çerçevesinde birlikte ya da bir temsilci aracılığıyla üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk, alacaklının borcun tamamını ortaklardan herhangi birinden isteyebilmesi demektir. Buna karşılık bir ortağın kendi kişisel alacaklıları, kural olarak ancak o ortağın tasfiyedeki payına başvurabilir.

Ortaklığın sona ermesi ve tasfiye

Kanuna göre ortaklık şu hâllerde sona erer:

  • Amacın gerçekleşmesi ya da gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi,
  • Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü yoksa ortaklardan birinin ölümü,
  • Sözleşmede devam hükmü yoksa bir ortağın kısıtlanması, iflası ya da tasfiye payının cebrî icrayla paraya çevrilmesi,
  • Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesi,
  • Kararlaştırılan sürenin bitmesi,
  • Belirsiz süreli ortaklıkta bir ortağın fesih bildirimi,
  • Haklı sebep varsa, fesih istemi üzerine mahkeme kararı.

Belirsiz süreli ya da bir ortağın ömrü boyunca kurulan ortaklıkta her ortak altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir. Bildirim dürüstlük kurallarına aykırı biçimde ve uygun olmayan bir zamanda yapılamaz; ancak hesap yılı sonunda hüküm doğurur. Sözleşmede bir ortağın ayrılması hâlinde ortaklığın diğerleriyle devam edeceği yazıyorsa, ayrılan ortağın payı diğerlerine geçer ve ona tasfiye payı ödenir.

Sona eren ortaklık tasfiye edilir. Önce ortaklığın borçları ödenir, ortakların avansları ve giderleri ile koydukları katılım payları geri verilir; kalan varsa kâr olarak paylaşılır. Mülkiyetini koyduğu bir malı ortak olduğu gibi geri alamaz, o mala biçilen değeri isteyebilir.

Tasfiye bütün ortakların birlikte hareketiyle yapılır. Ortaklar anlaşamazsa her biri, hâkimden bir tasfiye görevlisi atanmasını isteyebilir. Ortaklığın sona ermesi, ortakların üçüncü kişilere karşı olan yükümlülüklerini değiştirmez.

Sık sorulan sorular

Ortağım iş için borç aldı. Ben de bu borçtan sorumlu muyum?

Ortak, kendi adına ve ortaklık hesabına işlem yaptıysa karşı tarafa karşı yalnız kendisi borçlu olur. Ortaklık ya da bütün ortaklar adına işlem yaptıysa, diğer ortaklar temsil kurallarına göre bağlanır; yönetici ortağın temsil yetkisi olduğu varsayılır. Ortakların ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlarda, aksi kararlaştırılmamışsa sorumluluk müteselsildir.

Ortaklıktan tek başıma ayrılabilir miyim?

Ortaklık belirsiz süreli ya da bir ortağın ömrü boyunca kurulmuşsa, altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilirsiniz; bildirim hesap yılı sonunda hüküm doğurur. Belirli süreli ortaklıkta ise haklı bir sebep varsa mahkemeden ortaklığın feshini isteyebilirsiniz. Ortaklığın kalanlarla devam etmesi ancak sözleşmede buna ilişkin bir hüküm varsa mümkündür.

Yönetici ortak hesap vermiyor. Ne yapabilirim?

Yönetici ortaklar yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ödemekle yükümlüdür. Yönetim yetkiniz olmasa bile ortaklığın işleyişi hakkında bilgi alma, defterleri ve kayıtları inceleme, örnek alma ve mali durum hakkında özet çıkarma hakkınız vardır. Bu hakları kaldıran sözleşme hükümleri kesin olarak hükümsüzdür.

Ortaklar arasındaki alacaklar ne zaman zamanaşımına uğrar?

Ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirlerine ya da ortaklığa karşı alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre kural olarak alacağın muaccel olduğu, yani istenebilir hâle geldiği tarihte başlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Av. Onur Doğan

Kayseri Barosu'na kayıtlı avukat. Doğan Hukuk Bürosu, Kocasinan / Kayseri.

İlgili yazılar

  1. Borçlar ve sözleşmeler

    İkinci el aldığım mal ayıplı çıktı: satıcı tüketici değilse haklarım ve süreler

    İki kişi arasındaki satışta ayıplı mal: gözden geçirme ve ihbar, gördüm beğendim kaydı, dönme, indirim, onarım ve değişim hakları ile iki yıllık zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 219, 221–222, 223 ve diğer maddeler; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3

  2. Borçlar ve sözleşmeler

    Borç para verdim: faiz isteyebilir miyim, parayı ne zaman ve nasıl geri isterim?

    Tüketim ödüncü sözleşmesi, faizin kararlaştırılması ve sınırları, bileşik faiz yasağı, geri isteme süresi, temerrüt faizi, ispat ve zamanaşımı.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 386, 387–388, 389–391 ve diğer maddeler; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1–2; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200, 202; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ek m. 1

  3. Borçlar ve sözleşmeler

    Usta ya da tamircinin yaptığı iş kusurlu çıktı: ayıbı nasıl bildirirsiniz, haklarınız neler?

    Eser sözleşmesinde ayıplı iş: teslimde gözden geçirme ve bildirim, onarım, bedel indirimi ve dönme hakları, kabulün sonuçları ve zamanaşımı süreleri.

    Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470, 472, 473 ve diğer maddeler; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 13